KONGRE DAVETİ

RAKKAMLAR İLE VERGİ MÜKELLEF SAYISI BELİRLENİRMİ?

Değerli Meslektaşlarım, mesleğe girdiğimden bu yana kırk yıl geçti. Kırk yıldır hep “Vergi tabana yayılmalı” ,”Kümesteki kazlar” “Vergi Kutsaldır”, “Tereyağdan kıl çeker gibi mükelleften vergiyi alacaksın” gibi vergi hakkında ilginç sözler söylenir. Bütün dünya devletlerinde de bu böyledir. Bir Amerilalı’ya vergi ile ilgili algısını sorarsanız size şöyle der.” Amerika bir tek Ölüm ile Teknolojiye çare bulamadı. Ama vergiden asla vazgeçmedi” der. Eğer bu topraklarda bizde özgür yaşayıp, gelişmiş ülke olacak isek; ekonomik ve ona eşdeğer vergi yapımızı acilen uzun süreli yürürlükte kalacak şekilde ileri ülke normlarına göre oluşturmamız gerekmektedir. Ama bu oluşma sadece mali disiplin içinde uluslararası alanda bazı verileri tutturmak (Maastricht kriterleri vbg) adına olmamalı. Çünkü bu kolay yoldur. Arkasından hemen hazineye para aktarmak için vergi affı gündeme gelir. Vergi afları ile günü kurtarırsınız. Gelecek için bir şeyler yapamazsınız. Ülkemizde Cumhuriyet tarihinde 94 yılda 34 tane kısmi ve kapsamlı vergi affı gündeme geldi. Ayrıca, 3568 sayılı Meslek yasamız çıktığından buyana 28 yılda 14 vergi affı oldu. Yani Cumhuriyet tarihimizde 2,7 yılda bir af oldu. Meslek yasamız çıktığından buyana ise af çıkma yılı  2 yıla indi. Tabi afla ile ilgili bu sayıları yargılarken topu hep idareye değil birazda biz meslek mensuplarınında irdelemesi gerekmektedir. Bunlardan ilki meslek mensuplarının mesleki bilgisinin istenen seviyeye gelmesidir.   [1]107.245 e varan meslek mensuplarının son dönemlerdeki hızlı artışının kontrol altına alınması gerekir. Tabi Meslek örgütünün bu konuyu detaylı araştırmalıdır. İkinci konu ise; meslekte bağımlı çalışan sayısının artması ve ülke genelinde %50 dolaylarında olmasıdır. Bu rakam İstanbul’da ise % 60- 65 dolaylarındadır. Buda ayrıca meslek örgütü tarafından irdelenmelidir. Ayrıca Meslek Etik kurallarıda özenle uygulanmalı ve denetlenmelidir.  Bu veriler uluslararası alanda mesleğin bağımsız yapılamaması manasına gelir ki, buda ileride mesleğin gelişmesini önler.  Çünkü biz Ülkemizi, ticari yapımız yanında meslek mensubu ve insanımızı iyi tanıyıp, eldeki verileri birbiri ile eşleştirmemiz lazımdır. Bende ülkemi ve mesleğimi seven biri olarak, bir araştırma ve çalışma yapmak istedim. Bu çalışmam bazı yönleri ile tatmin edici bulamayabilip, belki de bazı meslektaşlarım için tetikleyici olur. Tabi burada esas iş Maliye teşkilatımıza düşüp, şeffaf olması ile ilgilidir. Elindeki bilgilerin meslek mensupları ve mesleğimiz ile ilgili çalışanlar ile paylaşmasıdır. Çünkü görüyoruz ki bizlere sunulmayan bilgiler gün geçmiyor ki Uluslararası platformlarda ülkemiz bilgileri olarak servis ediliyor. Değerli dostlar günümüzde yaşayan bizler hala analog gibi yaşarsak bir yere varamayız. Onun için teknoloji gereği dijital yaşamalıyız. Yani saate bakıp akrep ve yelkovana göre saati söyleyeceğimize dijital saatten anında görebilmeliyiz. Biz kolumuzdaki veya evimizdeki saati de TV kanalından dijital bakıp ayarlamıyor muyuz? Analog ile dijital arasındaki en belirgin fark çabuk veya geç algıdır.  Unutulmamalı ki muhasebe ile finans ayrılmaz bir ikilidir. Mali bilgilerinin doğruluğu finans bilgilerinin de doğruluğudur. Bir kurumun mali bilgisi doğru değilse Finansal bilgileride doğru değildir. Bunu ABD çok eskilerde Banker olayları ve Enron vakası ile görmeye başladı. ABD şişirilmiş mali veriler (Mortgage) sonucu acıda olsa batışlara şahit oldu. Bizde yaşadık. ABD İlk Finans savaşını 2009 yılının Mart ayında 60 üst düzey uzmanın katılımı ile Baltimore ile Washington D.C. arasında 1.600 dönümlük arazide yer alan ve 1942 den beri hizmet veren uygulamalı Fizik Laboratuvarı bünyesindeki Savaş Analiz Laboratuvarı’ında ilk FİNANS SAVAŞI tatbikatını yaptı.[2] Küresel Krizin oluşumu küresel finans Savaşına hazırlanan ABD için bir hazırlıktır. Küresel bir Finans Savaşı artık savaş gemileri, bomba, füze ile değil, para ve Sermaye piyasaları kullanılarak yapılacaktır. Bizde buna güçlü muhasebe ve finans altyapımız ile hazır olmalıyız. Yani nero finans yanında nero accounting e geçmemiz gereklidir. Bu çerçevede vergilendirmedeki ve finansal alandaki karmaşıklık hem yerli hem yabancı yatırımcıların en önemli sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Raporu ve analizleri hazırlayan dünyaca ünlü araştırma şirketi TMF Group. Hollanda merkezli bu şirketin hazırladığı Yani Finansal Karmaşıklık Endeksi.[3] Rapor tek yanlı olabilir. Yani bir algı yaratmak için olsa bile gene oturup detaylı incelememiz gereklidir. Çünkü Uluslararası alandan kopamayız. Tedbirimizi almamız gerekir. Raporda muhasebe ve vergi uyumluluğu açısından dünyanın farklı coğrafyalarından 94 ülke sıralanmış... Uyumun en iyi olduğu, karmaşıklığın en düşük olduğu ülke 94’üncü sıradaki Cayman Adaları... 93’üncü sırada ise British Virgin Adaları var. İlk sırada ise Türkiye var. Yani finansla alanda karmaşanın ve uyumsuzluğun en yüksek olduğu ülke... İkinci sıradaki Brezilya’yı İtalya, Yunanistan, geliyor. Türkiye’deki muhabese şirketleri yapılan her işlemin hard copy’sini yani çıktısını elinde tutmak zorunda ki başına daha sonra bir şey gelmesin... Vergi kodu sürekli değişiyor; güncelleniyor... Bu değişim çoğu zaman takip edilemez duruma geliyor. Türk şirketler Katma Değer Vergisi (KDV), Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), deprem vergisi gibi yerel uygulamalara aşina... Ancak uluslararası şirketler bu tür ifadelere çoğu zaman yabancı. Bu da akıllara soru işaretleri doğuruyor." denmektedir. Geçtiğimiz günlerde vergilendirme konusunda hükümetten yeni bir açıklama gelmişti. Maliye Bakanı Naci Ağbal KDV konusunda İngiltere modelinin Türkiye'ye uyarlanabileceğini işaret etmişti. İşte model alınan İngiltere, bu araştırmada en karmaşık ülkeler arasında 78'inci sırada. Bir başka deyişle İngiltere vergi sistemi en sade 19'uncu ülke oldu. İşte tablo aşağıdaki gibidir.

Finansal uyumda en karmaşık 10 ülke

Sıra  Ülke

  1 -Türkiye

  2 -Brezilya

  3 -İtalya

  4 -Yunanistan

  5 -Vietnam

  6 -Kolombiya

  7 -Çin

  8 -Belçika

  9 -Arjantin

10- Hindistan

 

Finansal uyumda en basit 10 ülke

Sıra   Ülke

  1 -Cayman Adaları (94)

  2 -British Virgin Adaları (93)

  3 -Birleşik Arap Emirlikleri (92)

  4- Hong Kong (91)

  5 -Jersey (90)

  6 -Curacao (89)

  7 -Kosova (88)

  8 -İsviçre (87)

  9 -Kamboçya (86)

10- Katar (85)

Bende lafı uzatmadan konuya girmek istiyorum.

İlk önce Ülkemin Nüfusu ile başlamak istiyorum. Ülkemin 2017 nüfusu 79 milyon 814 bin kişi olduğu açıklandı[4]. En yüksek nüfusa sahip olan il 14 Milyon 804 bin ile İstanbul olurken, 2. sırada Ankara (5.346.518) oldu. Nüfus ile ilgili bazı bilgileri bilmekte fayda vardır.

Yaşam süresi Türkiye geneli için 78, erkeklerde 75,3 ve kadınlarda 80,7 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşarken, doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,4 yıl olarak gerçekleşti. Türkiye'de 2014'te 25 ve daha yukarı yaşta olan ve okuma yazma bilmeyen toplam nüfus oranı yüzde 5,6'yı bulurken, bu oran erkeklerde yüzde 1,8, kadınlarda yüzde 9,2 olarak kayıtlara geçti. İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2016 yılında %92,3’e yükseldi. Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise %7,7 olarak gerçekleşti. Yani köyleri ve dolayısı ile tarımı göz ardı etmiş gibiyiz. Bunun yerine Bilimsel tarıma geçmemiz gerekiyor.

Yaş aralığına göre sıraladığımızda 0-24 yaş aralığını çocuk ve eğitim aşamasında olan kişi sayısı nüfusumuzun % 40 dır. Kabulümüze göre; bu bölümdekiler daha iş hayatına atılmamış olduklarından üretim aşamasında değillerdir.  Ülke nüfusumuz son yıllarda yılda bir milyon(+,-%10)artmaktadır. Buda her yıl ortalama 400.000 -500.000 kişinin sosyal güvenlik çatısı altına girmesi demektir.

 

 

NUFÜS DAĞILIMI

   
 

YAŞLAR

Toplam

Erkek

Kadın

   

ÇOCUK

0-4 (Yaş arası kişi sayısı)

6.459.295

3.314.542

3.144.753

   

5-9 (Yaş arası kişi sayısı)

6.337.444

3.253.345

3.084.099

   

10-14 (Yaş arası kişi sayısı)

6.129.043

3.147.133

2.981.910

   

15-19 (Yaş arası kişi sayısı)

6.623.319

3.400.443

3.222.876

 

 

20-24 (Yaş arası kişi sayısı)

6.365.723

3.247.764

3.117.959

31.914.824

40,0%

ÇALIŞAN KESİM

25-29 (Yaş arası kişi sayısı)

6.246.041

3.169.360

3.076.681

   

30-34 (Yaş arası kişi sayısı)

6.310.411

3.196.645

3.113.766

   

35-39 (Yaş arası kişi sayısı)

6.494.333

3.275.175

3.219.158

   

40-44 (Yaş arası kişi sayısı)

5.634.317

2.833.655

2.800.662

   

45-49 (Yaş arası kişi sayısı)

4.748.514

2.412.875

2.335.639

   

50-54 (Yaş arası kişi sayısı)

4.756.244

2.381.640

2.374.604

   

55-59 (Yaş arası kişi sayısı)

3.715.736

1.855.171

1.860.565

   

60-64 (Yaş arası kişi sayısı)

3.342.948

1.636.510

1.706.438

41.248.544

51,7%

EMEKLİ

65-69 (Yaş arası kişi sayısı)

2.412.537

1.132.464

1.280.073

   

70-74 (Yaş arası kişi sayısı)

1.680.492

763.121

917.371

   

75-79 (Yaş arası kişi sayısı)

1.202.050

512.607

689.443

   

80-84 (Yaş arası kişi sayısı)

809.325

336.206

473.119

   

85-89 (Yaş arası kişi sayısı)

401.758

136.238

265.520

   

90+ (Yaş arası kişi sayısı)

145.341

38.756

106.585

6.651.503

8,3%

 

Toplam

79.814.871

40.043.650

39.771.221

79.814.871

100,0%

   

100,0%

50,2%

49,8%

   

 

 

25-65 yaş arasında olanlar ise 41 milyonla % 51,7 ile çalışanlar olarak kabul edilirse; SGK verilerine göre[5];sigortalı sayımız ise (4/a,4/b,4/c) 20 milyon civarındadır. Çok net olmasada sigortadaki sigortalı işçi kaybımız göz önüne gelmiş olur. Dağılımı SGK verilerine göre 2016 itibari aşağıdaki gibidir.

4/a

13.775.188

4/b

2.701.537

4/c

2.981.646

Toplam

19.458.371

Tabi bu rakkamlar ile çeşitli entegrasyonlar yapılabilir. Amaç ana fikiri yansıtmak olduğu için buradan maliye bakanlığı verilerine geçmek istiyorum.

Maliye Bakanlığının istatistikler ile ilgili sayfasında[6]mükellef sayısı dağılımı aşağıdaki gibidir.

MÜKELLEF SAYILARI

                 

VERGİ TİPİ

Ara.16

Oca.17

Şub.17

Mar.17

Nis.17

May.17

Haz.17

31.12.2016/S+/-

GELİR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ

1.819.492

1.822.697

1.819.742

1.829.553

1.839.696

1.848.390

 

28.898

GV STOPAJ MÜKELLEFLERİ

2.597.340

2.604.210

2.603.875

2.616.714

2.632.164

2.644.859

 

47.519

GMSİ MÜKELLEFLERİ

1.796.340

1.792.455

1.788.615

1.921.218

1.918.594

1.913.742

 

117.402

BASİT USUL

756.186

760.211

763.617

764.701

766.590

768.453

 

12.267

KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ

721.524

723.748

726.104

729.996

734.510

738.488

 

16.964

KDV MÜKELLEFLERİ

2.486.821

2.492.042

2.491.789

2.504.490

2.519.333

2.531.991

 

45.170

 

Görüldüğü gibi mükellef sayısı potasiyel mükellef ve stopaj ödeyenler ile vergiden muaf olanlar hariç 3.5-4 milyon civarındadır. Mükellef sayısı en azından 2017 yılı için sabitlenmiş gibidir. Gelir Vergisi Mükelleflerinin 491.591 i(%27) , Kurumlar Vergisinin 275.984 ü (%37) İstanbul’da dır. Tabi bu sayıya KDV mükelleflerinin bir kısmının da dahil edilmesi daha doğru olacaktır. İstanbul Ticaret Odasının ise 400.000 üyesi bulunmaktadır. Gelir Vergisinin Vergi Gelirleri içindeki payı 2016 yılı itibari ile% 23,4,Kurumlar Vergisinin payı ise  %8,9 dur. KDV nin ise % 64,1 dir. Bu da ülkemizde şirketleşmenin veya müteşebbislerin Dolaylı Vergilerin kolay alınmasından ötürü teşvik edilmediği ifadesi taşımaktadır.

Bence sonuç olarak hem biz meslek mensupları hem SGK ve Mali İdare ile bu konuda yetkili birimlerin kayıt duşı ekonomi ile mücadelede ortak bir çalışma (Sebep-Sonuç ilişkileri ile) yapması gereklidir. Çünkü bu veriler ülkemde kayıt dışılığın ne denli olduğunu göstermektedir. SGK ve Maliye Bakanlığın son dönemde bu konudaki çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Ama sahadaki bizlerin dışarıda bırakılması işin bir tarafının eksik kalmasına yol açıyor.

Sonuç olarak; hem biz meslek mensupları, hem de ülke ekonomisi kaybediyor.

 

[1] Türmob İstatistikler (22.6.2017)

[2] Ramazan Kurtoğlu Nöro Finans S:11

[3] Financial Complexity Index-2017'

[4] TUİK

[6]http://www.gib.gov.tr/yardim-ve-kaynaklar/istatistikler

Açıklamalarımız 3.kişilere konuya ilişkin genel bilgiler içermektedir. Derneğimiz, işbu doküman ve yorumların içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk üstlenmez. 3.kişiler her hangi bir hak talebinde bulunamaz.